BMJ Tütün Kontrol Makalesi Dumansiz Hava sahasinda E sigara

Gönderen

Dumansız hava sahalarında e-sigara kullanımına izin verilmeli mi? Hayır

Giriş
Dumansız hava sahalarının ilk uygulamaları, toplumun iç mekandaki temiz hava tercihi ve yangın ihtimaline karşı yapılmış olsa da tütün ürünlerini yasaklayan politikalar, 1970’lerden günümüze pasif içiciliğin verdiği zararlar doğrultusunda yapılan çalışmalara dayanmaktadır. Ancak, dumasız hava sahalarında, elektronik sigara kullanımının izin verilmesini savunanlar; elektronik sigaradan çıkan buhar salınımının bir tehlike arz etmediğini; bu buharın solunmasının çaydanlık, sauna veya duştaki buharın solunmasından bir farkı olmadığı gibi kaygan zemindeki bir kanıta dayandırarak savunmaktadır.

Sadece su buharı
Bu dayanaksız bir önermedir. Su buharının aksine, elektronik nikotin iletim cihaz buharında; partiküller ve -varsayımsal olarak bulunduğu düşünülen- kanserojen polisiklik (çok halkalı) aromatik hidrokarbonların yanı sıra nikotin, karboniller, metaller ve organik uçucu maddeler gibi unsurlar da bulunmaktadır. Ayrıca, e-sigara buharında yüksek yoğunlukta bulunan nanopartiküller, küçük boyutlarına rağmen ciddi toksik etkilere sahip olabilirler. Bunun nedeni akciğerlere ve kardiyovasküler sisteme derinlemesine nüfuz edebilme yetenekleridir.
Elektronik niktoin iletim cihazlarının hayatımıza yeni girmiş olması ve sağlık problemlerine yol açıp açmayacağının bilinmemesi, kapalı alanda (dumansız hava sahalarında) bu cihazlarının kullanımı konusunda kesin bir risk yaratmaktadır. Az sayıda yapılan çalışmayı göz önünde bulundurarak, elektronik nikotin iletim cihazlarının iç mekanda kullanılmasına izin vermek ihtiyatsız bir davranış olacaktır.
E-sigara buharına maruz kalınmasından sonra ani gelişen aort sertliği, nikotin içeren e-sigara buharını soluyan bir farenin kronik obstrüktif akciğer hastalığı belirtileri göstermesi, verilen nefeste, astımın belirtileri arasında bulunan, azot monoksit miktarının artması gibi rapor edilen durumların önemi göz ardı edilmemelidir.
Uçakta e-sigara kullanmak ise patlama veya yangın gibi ölümcül riskler taşımaktadır.Kontrolü sağlanamamış bir e-sigara endüstrisi ve bu endüstrinin ürünlerini kendince değiştiren amatörler bu riski daha da arttırmaktadır. Uçaklarda birçok yanıcı madde, hem el bagajında hem de kontrollü bagajlarda uzun süredir zaten yasaklıdır.

 

Gerçek Kesit
İç mekanda ölçülen e-sigara buharındaki parçacık sayısının, normal sigaraya göre oldukça az olduğu belirtilmekle beraber, gerçek hayattaki senaryolarda durum farklı olabiliyor. YouTube’da bulunan buhar festivallerinde yapılan ve birçok buharcının katıldığı “buhar yarışmaları” bunu olabilecek en kötü halde ortaya koymaktadır. Böyle bir ortamda yapılan araştırma, bu tip organizasyonlardaki buhar ve partikül yoğunluğunun oldukça yüksek olduğunu, hatta bunun sigara içilen bir bardaki yoğunluktan 125-330 kat fazla olduğunu göstermektedir.
E-sigara kullanımı konusunda buhar avcıları ve çok az buhar çıkarıp her yerde kullanabilmek isteyenler gibi farklı uçlar vardır. Bu nedenle elektronik nikotin iletim cihazlarının kapalı ve kamusal alanda kullanımı konusunda politikalar oluşturulurken bazı sorunlar ortaya çıkabilmektedir; barda bulunan bir garson kaç kişinin e-sigara kullanabileceğini mi belirtecek, yoksa e-sigara kullananlardan cihaz ayarlarını düşürmelerini mi isteyecek, çıkan buharın az ya da çok olduğuna kim karar verecek, uçak çalışanları içeride 5 kişinin buharlamasına izin verirken 50 kişi olmasına izin mi vermeyecek, böyle bir ortamda sigara içenler ve buharlayanlar nasıl ayırt edilecek. Dumansız hava sahası uygulamaları yapılırken, karar alıcılar, “sihirli çizgiler” veya “sihirli havalandırmalar” gibi başarısız yöntemlere başvurmuştur. Buharlama konusunda politikaların daha doğru yapılıp bu tip hataların tekrar düşülmemesi gerekmektedir.

Sigara içenlerin bırakmasına yardımcı mı oluyor yoksa bırakmış olanları teşvik mi ediyor?
Kapalı alanlarda e-sigara kullanımına izin verilmesi, daha önce e-sigara kullanmamış kişileri de cezbederek başlamasına neden olabilir. Birçok kişi elektronik nikotin iletim cihazları ile sigarayı bırakabiliyor olsa da bir kısmı ikili kullanıma devam ediyor. Sigara yasakları, sigara bırakmaya veya azaltmaya yardımcı olsa da kapalı alanda e-sigara kullanımına izin verilmesi halihazırda bırakmış olanları cezbedip tekrar başlamalarına neden olabilir.
İç mekanda e-sigara kullanılmasını savunanların başka bir tezi ise, sigarayı e-sigara ile bırakmış birinin buharlamak için tekrar dışarı çıkması, onun sigaraya maruz kalarak tekrar sigara kullanmasına neden olacağı düşüncesidir. Buna sebep olarak da, dumanlı herhangi bir ürün kullanmayanların sadece kendi sağlıklarını düşünerek bencillik etmeleri gösterilmektedir. Bu düşünce ile dumanlı herhangi bir ürün kullanmayanlar; uçaklarda, restoranlarda, barlarda buhara maruz kalmaktan mutlu olmaları gerekmektedir.

Sigara içmenin yeniden normalleştirilmesi
E-sigara, sigaraya bir alternatif olarak sunulmaktadır. Ancak bunun sigara içmeyen insanları ve özellikle gençleri daha çok cezbedeceği gerçeğini görmemek saflık olacaktır. Bu ürünün toplumda daha çok görülmesi, daha çok satılması; bu da bu endüstrinin büyümesi demektir. Dumansız hava sahalarının bir amacı da sigaranın denormalizasyonudur (normali bir şey olmaktan çıkarılması). E-sigaranın bu tip ortamlarda kullanılmasına izin vermek bu süreci tamamen sıfırlayacaktır. Büyük tütün firmaları, elektronik nikotin iletim cihazları için büyük yatırımlar yapmıştır. Ancak tütün ürünleri için yatırımlarını ve reklamlarını da aynı şekilde devam ettirmektedir. Çünkü buradaki amaç ya sigara içilmesi ya da hem sigara hem e-sigara içilmesidir, sadece e-sigara içilmesi değildir. Büyük tütün firmalarının umudu, e-sigaranın her yerde kullanılması sayesinde sigaranın tekrar normalleşmesidir. Bunun engellemenin tek yolu dumana izin verilmeyen alanlarda buharlamaya da izin verilmeyerek, sigaranın normalleşmesinin önüne geçmektir.
Eğer elektronik nikotin iletim cihazlarının emisyonu bu kadar az ise, kapalı alanlarda kullanımına izin verilmesini savunanlar, e-sigarayı kreşlerde, hastanelerde, sınıflarda ve yeni doğan ünitelerinde kullanılmasını da savunmalıdır. Onlar da bunun doğru bir hareket olmayacağını söyleyeceklerdir.

İlginizi Çekebilir

Yeni Haberler